Dalgın, dalgın ateşi karıştırırken, dışarıdan gelen seslerle ilgisi dışarı kaydı Arion'un. Geniş çadırın içinden çıkıp seslere bakınca Mavi renk cübbe giymiş birkaç büyücünün bir askerle tartıştığını gördü. Yanlarına gidip "Ne oluyor burada? Bu gürültüde nedir?" diye sordu Arion. Asker, Arion'a selam verip "Bunlar büyücülermiş ve benim onların sandıklarını alıp büyücüler karargâhına götürmemi istiyorlar. Bende görevde olduğumu ayrıca hamal olmadığımı söyledim efendim." Dedi sinirli sesini Arion'a belli etmemeye çalışarak. Arion askere dönüp "Tamam asker, sen git. Ben hallederim." Dedi. Ardından da büyücülere döndü. "Burada herkes kendi eşyasını kendisi taşır beyler. Kimseye bir daha böy.." Genç büyücülerden birisi Arion'un lafını birden kesti ve sert bir sesle "Bizler savaş büyücüleriyiz anladın mı asker. Sıradan askerlerle bir mi tutulacağız yani! Bak senin sakalındaki kıllar kadar öldürücü büyü biliyorum ben!" dedi ve karşısındakini korkutacağını düşündüğü bir şekilde Arion'a dik dik baktı.
Arion, bir aydır tıraş etmediği sakalını karıştırmaya başladı. "Sakalım seyrektir delikanlı. Ve buna rağmen o kadar büyü bildiğini sanmıyorum." dedi umursamaz bir ses tonu ile. Mavi cübbeli büyücü duyduğu lafa sinirlenip bağıracaktı ki arkasındaki itiş kakış ve bağırma sesi ile irkilip geri çekildi. Kalabalığın arasından "Nedir bu böyle! İlerleyin hadi çıraklar! İşimiz gücümüz var." diye etrafa bağıran birinin hırıltılı sesi geliyordu. Büyücülerin arasından kısa ama oldukça şişman, kel bir adam geçti ve Arion'un karşısına geçti. "Benim çıraklarımı mı sorguluyorsun yarım kafa?" dedi Arion'u süzerek. Arion kısa adama bakmak için başını gereğinden fazla eğip "Bunlar senin çırakların mıydı eski dostum?" dedi gülerek. Büyücüler dostum lafını duyunca bir an duraksadı. Ustalarının dostu ile tartışmış olmaları biraz endişelendirmişti onları. Yaşlı büyücü kel kafasını kaşırken "Bunlar yeni başladı. Geçen savaşlardan sonra savaşmak için daha çok büyücü başvuruyor." Dedi ve kahkaha attı göbeğini tutarak. Arion da eski dostu ile gülmeye başladı . Ardından etrafındaki mavi cübbelileri süzerek "Savaş büyücüsü olduklarını söylüyorlar ama. Benim sakalımdaki kıllar kadar öldürücü büyü biliyorlarmış ayrıca." dedi. Büyücü göbeğini tutarak daha fazla kahkaha atmaya başladı. "Bunlar iki elinin parmakları kadar bile savaş büyüsü bilmiyorlar yarım dostum. Bir tek şu arkadan gelen sıska bir şeyler biliyor." Dedi ve diğer askerlerle gelen cübbesi çamurdan kararsa da kırmızı cübbe giydiği belli birini gösterdi. Arion geriden gelen sıska büyücüye bir an baktıktan sonra usta büyücüye geri yöneldi. "Görüşmeyeli ne kadar oldu? Otuz yıl?" yaşlı büyücü Arion'un sorusu ile eski günlere daldı bir an. "Karadağ surlarında idi dostum. Kulakların hala kafanda ise benim sayemde, unutma." Dedi ve keyifli bir kahkaha attı. Arion eski dostunun neşesinin yerinde olduğunu görünce keyiflendi "Nasıl unutabilirim eski dostum. Her görüşünde hatırlatıyorsun." Dedi ve oda gülmeye başladı. "Arion. Bu mavileri şimdi sana bırakıyorum. Onlara savaşta ne yapılacağını anlat. Ben kırmızı ile lordun yanına gideceğim. Delidir ama savaşta kafası iyi çalışır." Dedi ve gülerek kalabalığı yararak uzaklaştı.
Arion eski dostu uzaklaştıktan sonra çevresindekilere baktı. Biraz önceki hallerinden eser yoktu. Arion saçlarını toparlayıp atkuyruğu şeklinde bağlayınca büyücüler sivri kulaklarını gördüler. Karşılarındaki bir yarım elfti. Daha sonra etrafında çember yapmış büyücülere ders anlatır bir tonda "Beyler, öncelikle size bir şeyi anlatmam gerekiyor. Her yerde savaş büyücüsü olduğunuzu söylemeyin. Birinci sebebi, savaş büyücülerini her yerde sevmezler. İkincisi, savaş büyücüleri cübbelerle ayrıldığınız gibi ayrılan bir gruptur. Cübbe değil zırh giyerler." Deyip çadırların yanında sıra ile dizilmiş üzerinde alev desenleri işlenmiş zırhları gösterdi. "Sizler mavi cübbeli olduğunuza göre bu sözü kullanamazsınız. Bilmeyenlerin yanında bir şey fark etmez ama büyücüler konseyinde derseniz size ağızlarını dahi açmadan gülerler" dedi hafif alaycı bir sesle. Bu arada mavi büyücülerden birisi " Ama Mavi cübbelilerin büyük ustası Vester savaşlarda savaşmıştır." Dedi Arion'un yanlışını yakalamanın övüncü ile.. Arion derse devam eden bir hoca sakinliği ile "Evet Vester savaşlarda savaşmıştır. Hatta büyük yıkım savaşında aynı safta savaştık. Ama o asla bir savaş büyücüsü olduğunu söylememiştir. Savaş büyücüleri cephe saflarında genelde en önce çarpışırlar. Savaşlara katılan büyücüler ise savaş alanına yakın yerlerde büyülerini örerler. Savaş büyücüsü olmak için alev topu büyüsü örerken bir yandan da kılıç savurmalı ve bunu etrafınız sizi düşman sarmışken yapmanız gerekir. Aradaki farkı anlamışsınızdır sanırım." Dedi ve arkasını dönerek yürümeye başladı. Yürüyüşünü duraklatıp başını çevirdi "Beyler, sizler annelerinizin yada ustalarınızın bir numarası olabilirsiniz. Ama burada çuvaldaki pirinç tanelerisiniz. O yüzden eşyalarınızı sırtlanın ve pergelleri açın. Daha yapılacak çok işiniz var."
0 yorum:
Yorum Gönder