14 Nisan 2010 Çarşamba

İş hiç bitmez...

Gözlerini açtı ve koca salonu hızlıca taradı Profe. Salon şehirdeki pek çok önemli kişiyle doluydu. Soylular, prensler, büyükelçiler, toprak beyleri ve zenginler.. "İş hiç bitmez" dedi kendi kendine ve eşlik ettiği Kardasyan Büyükelçisi ve Kralın ortanca oğlu Prens Levo'ya baktı. İyice sarhoş olmuş bir şekilde etrafındaki bayanlara kur yapmaya çalışıyordu. "tam kıvamına" dedi prense bakarak "babası büyük kral gelse bile fark etmez." ve salonun ilerisindeki ilk hedefini gördü. Salonun ortalarında sohbet eden bir grubun içinde biten şarabını tazeleten Nidya büyükelçisini gördü. Rusalılarla problemleri vardı bir süredir. Hızla büyükelçiye doğru ilerledi ve yanına yaklaştı. Sefirin yanına geldiğinde koluna çarptı ve elindeki şarap bardağını devirdi. "Özür dilerim efendim, benim hatam" deyip iyice yere eğildi Profe ve oradan uzaklaştı. Şarap dökülmüş pelerinine bakıp yakınırken şarap servisi yapan garsonu buldu. salonun girişinin iki yanında bulunan devasa vazoların arkasına gizlenmiş hzmetli geçidinden mutfağa doğru iniyordu. Kalabalığın arasından sıyrılıp geçide girdi ve meşalelerle aydınlatılmış dar merdivenlerde garsonu yakaladı. Garsonun kafasının arkasından tutup dar yolun duvarlarına sertçe vurdu ve merdivenlerden gürültü ile yuvarlanışını izledi. "Amatörler" dedi garsonun tabağından bir kadehi son anda yakalayıp zehir kokusundan yüzünü buruşturduktan sonra .. Şarabı merdivenlere döktüğünde çıkan tıslama seslerine aldırmadan merdivenlerden yukarı çıkmaya başladı.


Geçitten tekrar ana salona çıktığında etrafı tekrar kolaçan etti. "Sırada ne var" diye düşünürken bahçeye açılan büyük balkon yakınında kırmızı ünüformasının üstünde mavi savaş nişanları taşıyan bir Harkon lu gördü. Nişanlar arasında gördüğü ölüm armasını fark edince adamın süikastçılar loncasından olduğunu anladı. "Kurallarınızdan asla vazgeçmezsiniz değil mi?" dedi mutlu bir şekilde. Altınşehir lordunun çekişmede olduğu Karşehir beyinin yanına yaklaşırken kolunun yeninden parlak birşey çıkarttığını gördü.
Süikastçi ince sırlı bir kama* çıkartmış ve etrafına fark ettirmeden Karşehir beyine yaklaşıyordu. Profe adamın yanına yaklaştığında balkon yakınında sohbet eden Bey ve misafirlerine yalnızca birkaç kişi vardı. Son anda yetişen Profe süikastçinin boynu ile omzu arasındaki bir damarı skıp adamı bayılttı ve kimse fark etmeden koluna girip balkona götürdü. Balkon altındaki ağaçlıklara bakıp bir anlık sakinlikte adamı aşağıya attı. sarayın güzel manzarasını çıkartırken ev sahibesinin iç bahçede birileri ile görüştüğünü fark etti ve lazım olur diye aklının bir köşesine kaydetti.
Şölene tekrar söndüğünde Yıldız Kumandanının kendisini izlediğini fark etti. Yanına yaklaştı ve selam verdi. "Nasılsın Profe? Gecen nasıl geçiyor?" diye sordu doğrudan. salondaki insanlar birbirlerine yaltaklanmak ya da nefret etmek için o kadar meşguldüler ki baş muhafız ile muhafızın görüşmesi kimsenin dikkatini çekmemişti. "Teşekkürler efendim, eğlenceli bir gece." dedi alaycı bir şekilde. baş muhafız Profenin üzerindeki tören kıyafetine bakıp. "Biliyor musun, Bir Kardasyan tören kıyafetinde o kadar madalya ve nişan vardır ki üstünde bir cüce savaş baltası taşısan dikkat çekmez. Yakışmış sana." dedi ve bardağındaki Asporia şarabından büyük bir yudum aldı. "Profe, yanlışım varsa düzelt beni ancak bu gece beni koruman gerekmiyor muydu acaba?" dedi baş muhafız salondakilere bakarken. "Sizi koruyarak becerilerinize hakaret etmek istemedim efendim" dedi Profe seri bir şekilde. Yıldız komutanı ona dönüp neşeli bir şekilde "Haklısın, aferin." dedi ve gülen bir yüzle Simra prensesine selam verdi. "Dikkatini kaybetme Profe." dedi kulağına yaklaşıp. " Bu salondaki en tehlikeli kişiler Simra2lı kızlardır. İnsanın aklını başından alıveriyorlar." dedi ve hemen ardından "Seninle görüşmek güzeldi evlat. Devam et, sonra görüşürüz." dedi ve Karşehir Beyini selamlayıp sohbet etmek için uzaklaştı. Profe etrafta dolaşan hizmetkarlardan birinden bir bardak Asporia şarabı aldı ve kalabalık şölen salonuna bakıp "İş hiç bitmez" deyip tek dikişte içtikten sonra kalabalığın arasına tekrar daldı..

* Sırlı Kama: Genelde süikastçilerin tercih ettiği bir bıçak cinsi. Bıçaklanan bünyede dış kanamayı önleyen bir madde ile kaplıdır. Şahıs saldırıya uğradığını anlamadan saatlerce ayakta kalabilir ve "yorgun" olduğu gerekçesi ile oturduğu zaman ölür.

1 yorum:

Asli "TILSIM" Bingöl dedi ki...

O Simra prensesinin saçını başını yolarım ben! Sadakat yemini öncesi başka ülkelere kur yapma >_<